Uzun süredir Ortakantin.com‘u bulunduğu noktadan çok daha ileriye götürme amacıyla ortağım Vadi Efe ile bir yatırımcı arayaşımız vardı. Geçen hafta bu uğraşımız sonuçlandı ve sanırım Türkiye internet dünyasında nispeten farklı bir birleşme oldu. Aynı kitleye farklı mecralarda hizmet veren Youth Republic; Ortakantin.com‘a yatırım kararı aldı. Kişisel blogum olduğu için bu işin ticari tarafından pek bahsetmek istemiyorum. O tarafta Youth Republic çatısı altında gerekli tüm PR dokümanları zaten paylaşıldı. Belki sadece şunlar söylenebilir; Youth Republic‘in tecrübesi, enerjisi ve yol göstericiliğiyle beraber Ortakantin kendi alanında oldukça ilerleyecek gibi görünüyor. Bunlar tabiki hemen olmayacak ama yapılan ilk toplantılarda bile farklı iki know-how’ın birleşmesinin ne kadar güçlü sonuçlar çıkarabileceğini ben şahsen hissettim. Kullanıcısına daha fazla odaklı, onlarla iletişime daha fazla açık olan, onları daha çok hissedecek bir portalin ortaya çıkacak olması beni gerçekten heyecanlandırıyor.
Bu işin diğer tarafına başka bir açıdan bakmak gerekli… Üniversitede evde bira içerken bazen Vadi’de bazen bizde toplanarak ortaya çıkardığımız bu ürünün geldiği son nokta tüm girişimcileri bu kriz ortamında dahi heyecanlandırmalı…
Bir şeyi doğru zamanda çıkarmanın, ona gerçekten odaklanmanın ve işin başında, sıkı tutmanın sonuçları gerçekten oldukça pozitif olabiliyor. Sadece bunları sabırla birleştirmek yeterli diyebilirim.
Bu arada bu sonuç için emeği geçen bir çok insan var… Sadece biz değil bir çok arkadaşımız Ortakantin’in büyümesinde bize ilk andan itibaren destek oldu… Emeği geçen, destek veren, bizleri cesaretlendiren, herkese çok teşekkür etmek gerekir. İşin bu tarafı çok önemli keza çevrenizintutmadığı fikirleri büyütmek hiç kolay değil…
Youth Republic’e de ayrıca teşekkür etmek gerekiyor, bize inandılar, Ortakantin.com’a inandılar… Ortakantin’in onların yol göstermesiyle çok daha iyi yerlere geleceğini can-ı gönülden hissediyorum…
Çalışmaya erken başladığım için olsa gerek ofis ortamlarını her zaman sevmişimdir. Malum her çalıştığınız yer mükemmel olmuyor ama kötü olan bir ofis ortamına girsem dahi çabuk adapte olabiliyorum sanırım ve de eğlenilecek şeyleri gizli yerlerden çıkarıp; kötü kabul edilen ortamdan iyi bir hava almaya çalışabiliyorum. Genelde de ayrıldığım hiç bir işyerinden ortamın kötü olması sebebiyle ayrılmamışımdır.
İyi veya kötü insanın olduğu yerde mutlaka bir eğlence çıkar derim… Ofisin en güzel anı sanırım Cuma akşamı ortalama bir işinin olduğu ve dışarıdan biraz bira biraz da çerez kapıp geldiğin akşamlardır…
Ofiste uygun zamanlarda içki ve işi karıştırdığın zamanlarda ofise bağlılığın kesinlikle arttığını düşünüyorum. Tabii ki bunlar içmeyen insanlar için geçerli değil onlar için özür dilerim…
Shubuo’da çalışırken Cuma günleri Happy Hour olurdu. Dışarıdan bir barmen gelir enva çeşit kokteyl vs yapardı artı bilinen içkiler de cabası. Sanırım bu yüzden Cuma sabahları dahi çalışmak oldukça keyifli gelirdi… Perşembe daha farklı olurdu. Çarşamba’yı çok etkilemezdi.
Nispeten küçük bir ortamdı ama oldukça keyifliydi ve bugün bile orada çalışanların hala birbirine daha farklı şekilde bağlı olduğunu, toplandıklarını görüyorum.
Herşeyin sebebi “happy hour” olmasada ofisinizde çalışanlarınıza ısmarladığınız bir biranın hatrı oldukça uzun olabilir gibi geliyor…
Malesef bir çok şirkette bu gibi bir kültür yok ama olması da gerçekten gerekiyor çünkü bir çok firmada iş yoğunluğu ki özellikle bu kriz döneminde ciddi şekilde baş ağrıtıcı. Farklı motivasyonlar bulunmazsa herkes lanet bir çalışma modunda oluyor diyebiliriz.
Biraz eli cebe atıp “happy hour” olayını yapmakta fayda var. Bakalım ilk happy hour’umuz ne zaman olacak veya olacak mı?
Bu arada ofiste içkinin fazlası da ciddi zarar aşağıdaki videoya göz atmakta fayda var…
Bu yazının sonunda acaba bir alkolik gibi mi göründüm merak ettim?
İki hafta önce tatilde İskenderun’da yazlığımıza gittik, haliyle yazlık olayına gittiğimizde orada teknoloji nimeti interneti bulmak kolay olmuyor. Giderken hiç bir sorun yok, online check-in’i yaptırıp sıralara girmeden uçağa doğru kaçtık. Fakat dönüş yolunda internet olmadığı için online check-in nimetinden faydalanamadık.
İşin kötü yanı şu, iPhone var, mobil internet var ki yakın zamanda 3G ile şenleneceğiz ama havayolunun bir mobil internet sitesi olmadığı için online check-in yapamadık veya belki bir application vs de olsaydı yapabilirdik.
Bu işin bazı havayolları firmaları tarafından unutulduğunu görmek üzüyor insanı. Orada o check-in’i yapsaydım çok mutlu olurdum, ama o sırada beklerken bir o kadar da sinirlendim… İşin maliyet tarafını da oldukça pozitif etkileyecek bir uygulama. Lufthansa, Emirates vb firmalarında mobil uygulamaları bulunuyor. Internet’e paralel bir çok işlemi yapabiliyorsunuz. Bizimkilerde de görmek çok keyifli olacaktır.
Bununla ilgili emarketer‘da bir araştırma yapmış.
2010′a kadar bişeyler değişecek gibi görünüyor ama mobil üzerinden satış, check-in gibi uygulamaları göz ardı edip planlarına koymayan havayolu sayısı da gözardı edilecek boyutta değil.
Her neyse; bu tecrübeyi yaşadıktan sonra ideshot üzerinde THY’ye bir öneri yazdım akabinde Yüce Zerey anında cevap verdi. Eylül ayı civarında THY‘nin oldukça kapsamlı mobil site ve uygulamları çıkacakmış. Zaten konkura paralel bu şekilde bir geliştirmenin olması da oldukça muhtemeldi.
Helal olsun diyorum bununla beraber Pegasus, Atlas Jet, Onur Air, İz Air, SunExpress gibi firmalarında en kısa zamanda bu şekilde bir atılımı yapmalarını temenni ediyorum.
Bu işin bir çok faydası var. 3G geliyor orayı mecra olarak konumlandırdıktan sonra yapılan yatırımın kısa süre içerisinde geri döneceğine inanıyorum. Reklam’dan daha maliyetli satışa kadar bir çok fırsat sunan bir dünyadan bahsediyoruz.
Havayolları ve mobil kullanım üzerine emarketer‘daki araştırma bir kaç güzel data daha veriyor gözatmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Düzeltme: Atlas Jet’in iphone’a uygun bir mobil sitesi Orçun’un dediği gibi varmış, yalnız sanırım biraz daha geliştirilmesi gerekiyor…

THY‘nin tatlı konkur heyecanı devam ediyor… Özellikle web üzerinde ciddi bir kapışma var diyebiliriz. Sanırım web ile karşılaştırıldığında mobil konkur biraz daha sessiz ve derinden gidiyor.
Mobilera bu sessizliği bozma noktasında THY mobil konkur için bir mobil site hazırladı!

Neredeyse tüm Mobilera‘nın bir parçası olduğu bu mobil siteye telefonunuzun tarayıcısını açıp http://thymobilbrief.mobi adresini yazarak girebilirsiniz.
Mobil Site içerisinde üç ana başlık var Kalkış Bilgileri, Seyir Defteri ve de Kabin Ekibi. Onların altında ise bir de Kara Kutu var ki bu da de-brief zamanına kadar kapalı kalacak.
Kalkış Bilgileri kısmında brief’in nası çözüldüğü ve ilk akla gelenler paylaşılmış… “Seyir
Defteri“‘nde ise THY Mobil konkuru üzerinde Mobilera ekibinin aktiviteleri, yazılarını ve duygularını bulabilirsiniz
… “Kabin Ekibi” sayfasında da konkur üzerine çalışan ekibin sosyal ağ profillerini bulabilirsiniz.
Mobil konkura yakışır bir mobil site olduğunu düşünüyorum…
Sanırım daha farklı, daha deli, daha yaratıcı, daha global fikirleri önümüzdeki bir kaç günde sosyal ağlar üzerinde yakından izleriz.
Bu arada ofiste çalışırken task list’i ve mobil sitenin header kısmını cama cizmiştik, bu da arkadaki bulutlar sayesinde çok güzel bir içerik ve hatıra olarak elimizde kaldı bunu da paylaşmadan olmaz!
Herkese kolay gelsin…
Bugün haberlerde gördüm Vakıfbank taksi pos uygulaması çıkmış. Aslında çok da yeni bir haber değil. Bonus Trink uygulamları da taksilerde yavaş yavaş görülüyor ve pay pass sistemi ile beraber ödeme yapmak mümkün oluyor. Bildiğim kadarıyla Bonus 700 ile 1000 TL arasında bir ücreti taksicilere veriyor ücretsiz pay pass posunu yerleştiriyor aynı şekilde bir de giydirme ile taksiyi mecra haline getiriyor. Bence oldukça güzel bir model. Uzun süreçli bir uygulama olduğu için bu yapılan advanced payment da bir şekilde çıkarılır diye tahmin ediyorum.
Asıl mevzu bu servisin Vakıfbank‘taki gibi biraz daha multimedia kiosk şeklinde çalışmasıyla kazanılabilecekler. Baktığım kadarıyla bu pos sistemi üzerinde bazı bilgiler de verilecek döviz, haber vs… Bana göre fena olmayan bir mecra gibi geliyor, neden derseniz? İstanbul’da 20.000 taksi bulunuyor günde ortalama 35 ile 45 arası yolcu taşıyorlar dersek günlük 800.000 civarı kişiye ulaşmış oluyorlar. 2.5 gösterim yapacak dersek 2.000.000 civarı günlük impression’a ulaşıyor. Neden değerlendirilmesin?
Burada bir de şu var ki bu pos’lar üzerinden yapılacak interaktif uygulamalarda; ki bu iPhone’u nu şarj etmekten içerik indirmeye kadar devam edebilir, belirli bir transaction bedeli alınsa gene yepyeni taze bir mecra olur…
Ama tabii ki meşakkatli işler, bekara karı boşamak kolaydır derler bizimki de o hesap işte… Neyse Vakıfbank’ı tebrik etmek gerek gerçekten söyledikleri gibi ileriye dönük olabilecek bir servis umarım başarılı bir şekilde hedefledikleri 400 taksiye hemen ulaşırlar…