Senelerdir haddime düşmeyerek Mobil Pazarlama Ajanslarının Türkiye’de çalışma prensiplerinin çöp olduğunu düşündüm. Çok ciddi hacimlere ulaşan işler yaratılırken yaratıcılık sıfırın biraz üzerindeydi. Şu halde zaten sektörün dinamik hali de bu şekilde çalışan ajansları bir bir elerken yenilerini de aşılıyor. Bunlardan bazıları sınırı geçip kendilerini yeniliyorlar ve tekrar rekabetin içine dalıyor. Onları da bilaare kutlarım. (Bunu da haddim olmayarak yapıyorum.)
Gene de hala Türkiye’de de bir Mobile Dreams Factory olsa fena olmazdı diyorum…
Neyse; Nike’ın Tour De France ile beraber yaptığı işe bir bakın lütfen. 3600 metrelik parkurda gelen SMS’leri yola yazabilen bir sistem yapmışlar… Yapılan iş Sevgi, Azim ve Umut içeren kısa mesajları yola yazmak… Tour de France boyunca da yazılmış.
Bunu bir gören bir daha unutmaz heralde…
Bu arada yazılan mesajlar da anında fotoğraf ile kaydediliyor, zaman ve GPS üzerinden nokta kayıt altına alındıktan sonra mesajı atan kullanıcıya tekrar gönderiliyor.
Çok yaratıcı, çok ilginç, çok süper, çok süper…

İnsaf…

Mobil Pazarlamayı, ben de içindeyken, eleştiriyor hatta yapılan işleri pazarlama değil başvuru kanalı olarak görüyordum (ör//sms katıl kazan)
Ancak başka bir açıdan daha bakıyordum o zamanlar ve zamanla bu bakış açısı baskınlık kazandı tabi ki.
Mobili büyük bir pazarlama platformu görerek, vizyonu çizmek, ciddiyeti göstermek, beslemek, özenmek ve büyütmek…
İleride, mobil pazarlama / mobil reklam, hayallerdeki gibi olacaksa ki olacak; bunda öncü operatörlerin (turkcell başta) ve ajansların (onlar da turkcell’in ilk ajanslarıdır) çalışmaları sayesinde, bence…