İş hayatına başladığım günden beri otomotiv sektörünü çok sevdim, nerde çalışırsam çalışayım yaptığım işle otomotiv sektörünün alakasını irdelemişimdir. Ya boşluktan ya da meraktan.. Belki de işe yarar diye. Hazır bunları incelerken şu sıra hangi otomotiv markalarının mobil sitesi var sorusu da ilgimi gerçekten çekiyor keza artık insanların hayat tarzını belirleyen cihazlar arasına telefonu da ekleyebiliriz. Bu mevzu oldukça önemli bir gelişme. Bunlara farklı örnek olarak, kıyafet, araba, saat vs verilebilir… Telefonda sanırım bu ekibin son adamı oldu.
Velhasıl bende bu otomotiv sektörü mobil ne yapmış konusuna bakayım dedim ve en kral modelden başlayayım dedim. Tabii ki Mercedes…
Çok sevinerek belirtmek gerek ki Mercedes’in her cihaza uygun tasarlanmış (ki bu mevzu mobilde çok çok önemli ve en zorlayan kısmıdır) bir mobil sitesi var.
Tasarımı onları zorlamamıştır diye düşünüyorum, zaten modelleri copy paste koysan ekrana güzel bir şeyler çıkartır. Ama şu varki uygulamanın açıldığı browser’a göre de güzel eklentiler yapmışlar. Örnek olarak hem fonksiyonellik hem de tasarımı güzel yansıtma noktasında iPhone üzerinden siteye girdiğinizde telefonu yan çevirirseniz direk galeriyi (content slider şeklinde tasarlanmış) tetikliyor ve Mercedes’in ah keşke benim de olsa dediğiniz modellerini görebiliyorsunuz.
Tasarım ile ilgili bir konu da şu; oldukça sade olması kaliteyi oldukça arttırmış. Biraz abartırsak arabanın sade duruşu ve kalitesini buraya da aktarabilmişler diyebiliriz sanırım. Burada iPhone’un ekran ve görüntü kalitesinin de hakkını vermezsek ayıp olur…
Fonksyonellik tarafında iPhone için olabilecek herşeyi kullanmışlar; menüye tıklayıp sayfanın sağ taraftan gelmesi konusunda Javascript kullanılmış. Hem Edge hem Wi-fi üzerinden hızlı geldiğini söyleyebilirim.
Bu arada bu sayfa geçişlerini iPhone 2.5 ve 3GS de ayrı ayrı denedik, gerçekten aynı bağlantıda işlemci farkını yaşadığımızı belirtmem gerek. 3GS’de oldukça hızlı sayfa geçişleri etkileyici. Site üzerinde farklı modellere bakmak isterseniz Body Shape ve Class seçerek istediğiniz modele gidebiliyorsunuz.
Entertainment tarafında Duvar Kağıdı, Sesler ve Videolara ulaşmanız mümkün. Bunlarında farklı telefon modelleri için optimize edildiğini belirtmek gerek. Bu alan içerisinde ayrıca bir de Mercedes Benz.TV kanalı var. Bir an Mobil TV tarzı bişey mi yapmışlar yok artık insaf derken o kadar fazla şey beklemek ayıp olur diye kendimi durdurdum. Haftalık olarak güncellenen videolar bu alana ekleniyor. Ne kadar günceldir bilemem, ama haftaya tekrar bakarım.
Service noktasında bayi ve 24 Saat yardım aramanız mümkün. Yolda kalırsanız ve numarayı bilmiyorsanız buraya girip click to call mu yaparsınız yoksa ustasınızdır da kendiniz mi tamir edersiniz bilemem.
Site içerisinde bir de SMS Newsletter modülü var, bu noktadan telefon numaranızı girip Mercedes ile ilgili bilgi mesajları alabilirsiniz. Data protection ile ilgili gerekli maddeler eklenmiş, ve opt-in olurken email, sms almak istiyorum/istemiyorum bilgileri bulunuyor. Basit sade, kullanıcı dostu bir opt-in modülü. Herkes bu kadar şeffaf olsa ne güzel olur. Bu arada isterseniz tekrar buradan unsubscribe olabiliyorsunuz. Daha ne olsun…
Arkadaşınızın telefon numarasını girip ona da bu mobil site hakkında bilgi verebiliyorsunuz.
Açıkcası bir ürün müdürü olsam gerçekten bu site ile gurur duyardım… Oldukça güzel ve mercedes kalitesinde hazırlanmış.
Tek sorun malesef dil desteğinde Türkçe yok ve lokalizasyon tamamlanmamış…
En kısa zamanda görmek isteriz… Mobil Siteye ulaşmak için: http://mercedes-benz.mobi/

Uzun süredir Ortakantin.com‘u bulunduğu noktadan çok daha ileriye götürme amacıyla ortağım Vadi Efe ile bir yatırımcı arayaşımız vardı. Geçen hafta bu uğraşımız sonuçlandı ve sanırım Türkiye internet dünyasında nispeten farklı bir birleşme oldu. Aynı kitleye farklı mecralarda hizmet veren Youth Republic; Ortakantin.com‘a yatırım kararı aldı. Kişisel blogum olduğu için bu işin ticari tarafından pek bahsetmek istemiyorum. O tarafta Youth Republic çatısı altında gerekli tüm PR dokümanları zaten paylaşıldı. Belki sadece şunlar söylenebilir; Youth Republic‘in tecrübesi, enerjisi ve yol göstericiliğiyle beraber Ortakantin kendi alanında oldukça ilerleyecek gibi görünüyor. Bunlar tabiki hemen olmayacak ama yapılan ilk toplantılarda bile farklı iki know-how’ın birleşmesinin ne kadar güçlü sonuçlar çıkarabileceğini ben şahsen hissettim. Kullanıcısına daha fazla odaklı, onlarla iletişime daha fazla açık olan, onları daha çok hissedecek bir portalin ortaya çıkacak olması beni gerçekten heyecanlandırıyor.
Bu işin diğer tarafına başka bir açıdan bakmak gerekli… Üniversitede evde bira içerken bazen Vadi’de bazen bizde toplanarak ortaya çıkardığımız bu ürünün geldiği son nokta tüm girişimcileri bu kriz ortamında dahi heyecanlandırmalı…
Bir şeyi doğru zamanda çıkarmanın, ona gerçekten odaklanmanın ve işin başında, sıkı tutmanın sonuçları gerçekten oldukça pozitif olabiliyor. Sadece bunları sabırla birleştirmek yeterli diyebilirim.
Bu arada bu sonuç için emeği geçen bir çok insan var… Sadece biz değil bir çok arkadaşımız Ortakantin’in büyümesinde bize ilk andan itibaren destek oldu… Emeği geçen, destek veren, bizleri cesaretlendiren, herkese çok teşekkür etmek gerekir. İşin bu tarafı çok önemli keza çevrenizintutmadığı fikirleri büyütmek hiç kolay değil…
Youth Republic’e de ayrıca teşekkür etmek gerekiyor, bize inandılar, Ortakantin.com’a inandılar… Ortakantin’in onların yol göstermesiyle çok daha iyi yerlere geleceğini can-ı gönülden hissediyorum…
Aklımda olan konuların başında olmasa da bu konuyu her zaman gündemde tutmayı severim. İş hayatının önemli bir kısmı ve yazışmalar, malumunuz e-posta üzerinden geçiyor. O yüzden bu alanı da verimli kullanmak oldukça kritik. (Dünyanın en önemli şeyi de değil tabii ki.) Malesef görüyorum ki 10 yıldır çalışan arkadaşlarımız nedense eposta sanatını bir kompozisyon halinde vermekten zevk alıyorlar. Ne mi demek istiyorum? Detaylı anlatayım;
3 satır yazdığınız e-postaya 33 satır cevap yollayan çalışanlar. En çok takıldığım kişilerdir. Bu; uzun yazdıkça ansiklopedi sandıkları geniş akıllarını daha iyi aktardıklarını sanan arkadaşlarımız genelde ilkokulda yeterince kompozisyon yazamadıkları için şimdi iş hayatında “Oh ne güzel her gün bir şeyler yazayım da okusunlar” şeklinde geçinirler;
Ya da “Köşe yazarı olacaktım ama malesef burada çalışıyorum en azından köşe yazarı gibi yazayım” mı derler bilemem…
Genç arkadaşlarımıza, yeni mezun olacak arkadaşlara haddim olmadan bir kaç tavsiye;
* Günde 20′den fazla e-posta atmayın,
* Bunları mümkün olduğunca kısa tutun ve önce yüzyüze olmuyorsa telefonu deneyin sonra da e-posta,
* Yazdığınız yazıların kaç satır ettiğine bir bakın, çoksa hiç atmayın okunmayan pazar eki gibi kalır köşede,
* Uslüp çok önemlidir, resmi ve arkadaş sohbetini mutlaka ayırın,
* Mesajlarınızın sonuna imza olarak endamlı sözler ekleyebilirsiniz; mesela bende bu aralar şu var;“ If your digital strategy doesn’t have a mobile component then you need to ask wheter you have a digital strategy. If your digital strategy only has a mobile component then you need to ask whether you have a digital strategy”
* En önemlisi ilk defa konuştuğunuz insanları etkilemek ve isminizi Google’laması için mutlaka, blogunuzu, twitter’ınızı, friendfeed hesabınızı da bir şekilde bir yerlere sıkıştırmaya çalışın.
* Bir çok ek gönderecekseniz, bunları tek dosya içerisinde tutup direk sıkıştırın. E-posta içerisinde 10 ayrı ek hiç de hoş durmuyor.
Özet itibariyle “Çok fazla e-posta atmayın! diyelim bitirelim.
Ya bir sene önce bu işler böyle değildi ya da ben ne yaşadığımın farkında değilim. Pazara bir anda limonata akmaya başladı. Hayatımda ilk defa bu kadar agresif açılan ve doldurulan bir pazar görüyorum. Meğer yıllardır büyükannelerimizin yaptığı limonatayı para verip de alalım diye beklermişiz. Neyse memlekete hayırlı olsun.
Pazar Uludağ ile başlamıştı, şimdi Aroma, Dimes, Tamek, Exotic ve Doğanay’da katıldı. En son gördüğümüze göre Pınar Limonata da raflarda yerini alıyor. Ne ballı pazarmış arkadaş herkes aktı resmen.
Neyse bu işin bir de dijital tarafı var… Aslında şu anda çoktan bir iki proje çıkmış olmalıydı diye tahmin ediyorum keza şu anda Uludağ’ın bilinirliğini egale etmek istiyorsanız ancak bu şekilde olur. Çok incelediğimi söyleyemem ama TV reklamları haricinde limonata pazarında bir pazarlama aktivitesi de görmedim.
Tahminim ilk dijital işi Pınar yapacaktır. Özellikle Beyno‘da yaptıklarını beğenmiştim. Bu arada Limonata ürünlerinin toplam 1 milyar dolarlık soğuk içecek pazarından yüzde 8, yani 80 milyon dolarlık pay aldığı tahmin ediliyor.
Yıllık tüketim ise 15 milyon litre olarak öngörülüyor. Yani rakamlar az değil. Umarım $100- 200K kadar bir bütçeyi yakın zamanda dijitale ayırırlar…
İş çıkışı bizim gibi şanslı kişilerden misiniz acaba? Ben sanırım öyleyim çünkü çalışma hayatımın %90′ını Taksim‘de geçirdim. Bu da demek oluyor ki her iş çıkışında Asmalı’ya inip arkadaşlarla içme noktasında en kral muhabbetleri yapabiliyoruz. En güzel stres atma aktiviteleridir iş çıkışı içmeler… Bunu bilir bunu söylerim.
Bununla alakalı hem çevre yapma hem de sadece aynı firmada değil farklı firmalardan da kişilerle tanışmak üzere kral arkadaşımız Ozan AWP kod adıyla 2-3 haftada bir niş ama bir o kadar da zevkli partiler organize ediyor. Şu ana kadar hep Taksim civarında oldu. ..
Bu haftaki Limonlu Bahçe’de olacakmış. Efendiler, işiniz gücünüz yoksa, Perşembe akşamının heyecanını Cuma’yı beklemekle tüketmek istemiyorsanız mutlaka gelin derim. Tanışırız, kaynaşırız, yok zaten tanışıyorsak da muhabbetin dibine vurur konuşuruz.
Facebook üzerinde aktivite olarak yaratılan bu AWP‘ye cevapsız kalmayın derim mutlaka.
Yakında ufak oyunlar vs ile daha zevkli bir hale gelecek sanırım. Bu arada Ozan bu işi iyi tutturdu geçen arabayı değiştirdi diye duydum. Hadi hayırlısı…
Ne yalan söyleyeyim Türk Telekom ailesi ile bir müşteri olarak kanım şimdiye kadar hiç uyuşamadı. Bunun sebebi olarak müşteri hizmetlerindeki eksikliklerden başlayıp hizmet kalitesine, bu dünyayı bir tekel olarak tutundurmaya çalışmasına kadar bir çok şey sayabilirim ama en son gördüğüm yeni servisleriyle beraber nefret seviyem son noktasına gelmiştir.
Bu arkadaşlar müşteriye nasıl bir değer veriyor gerçekten anlamıyorum. Müşterinin mutlu olmasından, tatmin olmasından kim sorumludur bu şirkette Allah aşkına biri bana söylesin…
Mevzuya dönelim; Tam 3G lansman günü sabah işe kalkıp gitmenin derin suskunluğu ile arabada yol alırken radyoda bir reklam dinledim. Neymiş? Artık TTNET ile beraber ADSL hizmetini yazlığa veya başka bir yere taşıyabiliyormuşsun. Yok artık yuh!
2 senedir yazlığa gidip ortalama 20 gün kalırım. E mecburen çalışmak da gerekiyor. Sadece tatil bizim gibi gençlere haram. Keza internet olmadan tatil de olmuyor diye düşünüyorum. Neyse Edge hızında modemden de tat almadığım için Turkcell, Vodafone veya Avea‘ya da bel bağlamak istemiyorum. Velhasıl dedik ki mecburen bu ADSL olayını bir de yazlıkta açtıracağız.
Sorduk soruşturduk, yok mutlaka yeni abonelik açmak gerekiyor. Annemlerin evinde benim evimde iki ADSL bağlantısı kullanmamıza rağmen illa yenisi gerekiyormuş taşımak yok.
Ama öyle sade ADSL’de olmuyor illa ne yapacaksın telefon hattı da alacaksın.
Hesaplayalım 24 Ay 9 TL telefon bağlantısı ki bunu neredeyse hiç kullanmamışızdır, artı 25 TL gibi aylık bir ADSL ücreti. Toplam 816 TL ücret.
Peki şimdi ne oluyor? 3G çıktı ya, hemen abone kaybı veya ordan gelen milyon dolarlar kaybolmasın operatörlere geçmesin diye taşıma hizmeti çıkmış… Bak bak bak… O da nedense tam 3G zamanında çıkıyor.
Bir an nevrim döndü, Gayrettepe tarafından geçerken şu vites topuzunu çıkarıp Telekom Genel Müdürlüğüne doğru sallasam mı diye düşünmedim değil. Kime nasip olursa artık… 816 TL nedir? Nasıl bunun cebimden boşa çıkmasına izin verirler ve bu servisi tam da rakiplerin içeri girebileceği bir anda çıkarırlar…
Ayıptır diyorum… Artı TTNET pazarlama bölümüne de “teşekkürlerimi” iletirim…
Sigara yasağı ile beraber batı ülkelerinde ilginç bir şekilde sms kullanım oranları artıyormuş. İki oranın birbiri ile uzaktan bir ilgisi olduğunu bile tahmin edemizdim sanırım ama bu haberi okuyunca biraz da doğru olduğunu anladım. Türkiye’de yaz olması ile beraber tam olarak sigara yasağını yaşıyoruz diyemem keza takıldığım bir çok mekanın yazlık mekanları da oluyor. O yüzden de dışarı çıkma ihtiyacı da pek olmuyor diyebilirim.
Ama özellikle İngiltere’de benzer bir alışkanlık bende de doğmuştu. Eğer bir yerde oturup bir şeyler içeyim dersem ve yanımda sigara da varsa dışarı çıktığım zaman kalabalık arasında mutlaka elimi telefona atıp, karıştırıp sms vs attığımı hatırlıyorum keza şimdi olsa gene öyle olur.
Orange UK bunu ölçümlemiş ve İngiltere’de sigara yasağı ile beraber SMS ile mesajlaşma oranında ciddi bir artış olmuş. Tabii bunu bağırarak söyleyemiyorlar çünkü bir nevi sigara ve tütün reklamı gibi de algılanabilir. Bakalım Vodafone, Turkcell veya Avea‘da da benzer bir çalışma olur mu ? Olursa eminim burada da benzer bir artış görülebilir.Bizim sosyalleşmemiz zor olacağı için eminim bir çok kişi telefonuna sarılacaktır. Bu yüzden bizdeki fark daha fazla olur diyorum.
Bu arada yurt dışında şunu da çok gördüm, hiç alakasız insanlar dışarıda sigara içme zorunluluğuyla beraber cafe, bar veya pub önünde muhabbete giriyorlar baya da keyifli oluyor. Nispeten daha kolay bir sosyalleşme imkanı var. Türkiye’de nasıl olur bilemiyorum ama vay sen benim kız arkadaşımla muhabbet ediyorsun vs derken aptal saçma durumlar da olabilir diye tahmin ediyorum bakalım Ekim, Kasım gibi anlarız!
Bu arada bu sendorumun adı da smexting olmuş…
Orange’ın açıklamasını da koyalım;
In the two weeks following the smoking ban, texting across Orange’s network of 17 million mobile phone users shot up by 7.5million texts, leading Orange to dub the trend ’smexting’.
The sharp increase has been attributed to smokers keeping themselves occupied as they’re forced outdoors and away from their mates. Many are also turning to their phones as a distraction and a way to avoid temptation.
Nick Bonney, Director of Market Insight, commented; “We see smexting as a halfway house for ostracised smokers – they can enjoy a cigarette and stay in touch with their mates at the same time. Many people are also texting friends for support as they try to give up.”
Diageo‘nun çıkardığı içkilerin tadı kadar mobili ve interneti kullanarak yaptığı işlerin de tadı beni gerçekten çok etkiliyor. (Özellikle Mobile Dreams Factory ile yaptıklarına göz atmanızı tavsiye ederim.) Absolut‘ta bundan geri kalmıyor diyebilirim. 2 gün önce Absolut‘un yaptırdığı Drinkspiration uygulamasını indirdim gerçekten oldukça güzel.
Öncelikli olarak bu gibi markaların kesinlikle App Store‘da yer almasının gerektiğine inanıyorum. Sponsorluk olabilir, “white label” yeni bir uygulama çıkarmak olabilir ama mutlaka App Store‘u bir mecra olarak kullanmalılar. Mecranın algısı ve bu premium markaların tadı birebir uyuşuyor.
Drinkspiration uygulamasının genel amacı sizin içinde bulunduğunuz ortama göre ne içmeniz gerektiğini göstermek. Bununla kalmayıp bir de sosyal ağlar üzerinde paylaşmanızı sağlamak. Peki nasıl? Bir örnek verelim;
Uygulama giriş yaptığınızda lokasyonunuza, arka plandaki müziğin şiddetine veya o anki modunuza göre içki tavsiyesi veriyor. Bunun gibi bir çok durumu da kapsamış. Akabinde içkinizi bulup bunu sosyal ağlarda paylaşmanıza imkan veriyor. Facebook ve Twitter entegrasyonu yapmışlar. Bunlara bir de lokasyonu eklemişler. Hepsini kullandığınızda Facebook veya Twitter‘da aşağıdaki gibi bir durum mesajı görebilirsiniz.

Bununla beraber bu uygulamayı kullananların anlık olarak dünyanın neresinde hangi kokteyli içtiğini de görmeniz mümkün. Data devamlı akıyor.
En çok sevdiğim kısımlardan birisi içerisinde bulunduğunuz ortamda ki ses ve müzik şiddetine göre de size içki önermesi. Yani oldukça yüksek sesli müzik çalınan bir mekanda ne içeceğinizi veya daha sakin ortamlarda neler içmeniz gerektiğini bu uygulama size sunabilir. Umarım seçilen içkinin tadı da güzel olur…
Bu arada akşam eğlencelerinde arabalı olma ihtimalini de unutmamış ve aracı kullanacak olanlar içinde tavsiyeler bulunuyor.
iPhone varsa mutlaka indirip denemenizi tavsiye ederim, kullanılmayacak olsa dahi bir oyuncak gibi bakıp uğraşmak istiyorsunuz ve eminim cebinde olanlar akşam eğlencelerinde yanlarındakilere hafif hava basmak için bunu çıkarıp masaya bir koyarlar ve o akşam sohbetinin aşağı yukarı bir 20 dk’sını kapatır.
Marka olarak teknolojiyi kullanmak ve kendinden söz ettirmek bu şekilde bir şey olsa gerek…
Bu arada uygulamayı farketmemi sağlayan Arda‘ya da çok teşekkür ederim…
Çalışmaya erken başladığım için olsa gerek ofis ortamlarını her zaman sevmişimdir. Malum her çalıştığınız yer mükemmel olmuyor ama kötü olan bir ofis ortamına girsem dahi çabuk adapte olabiliyorum sanırım ve de eğlenilecek şeyleri gizli yerlerden çıkarıp; kötü kabul edilen ortamdan iyi bir hava almaya çalışabiliyorum. Genelde de ayrıldığım hiç bir işyerinden ortamın kötü olması sebebiyle ayrılmamışımdır.
İyi veya kötü insanın olduğu yerde mutlaka bir eğlence çıkar derim… Ofisin en güzel anı sanırım Cuma akşamı ortalama bir işinin olduğu ve dışarıdan biraz bira biraz da çerez kapıp geldiğin akşamlardır…
Ofiste uygun zamanlarda içki ve işi karıştırdığın zamanlarda ofise bağlılığın kesinlikle arttığını düşünüyorum. Tabii ki bunlar içmeyen insanlar için geçerli değil onlar için özür dilerim…
Shubuo’da çalışırken Cuma günleri Happy Hour olurdu. Dışarıdan bir barmen gelir enva çeşit kokteyl vs yapardı artı bilinen içkiler de cabası. Sanırım bu yüzden Cuma sabahları dahi çalışmak oldukça keyifli gelirdi… Perşembe daha farklı olurdu. Çarşamba’yı çok etkilemezdi.
Nispeten küçük bir ortamdı ama oldukça keyifliydi ve bugün bile orada çalışanların hala birbirine daha farklı şekilde bağlı olduğunu, toplandıklarını görüyorum.
Herşeyin sebebi “happy hour” olmasada ofisinizde çalışanlarınıza ısmarladığınız bir biranın hatrı oldukça uzun olabilir gibi geliyor…
Malesef bir çok şirkette bu gibi bir kültür yok ama olması da gerçekten gerekiyor çünkü bir çok firmada iş yoğunluğu ki özellikle bu kriz döneminde ciddi şekilde baş ağrıtıcı. Farklı motivasyonlar bulunmazsa herkes lanet bir çalışma modunda oluyor diyebiliriz.
Biraz eli cebe atıp “happy hour” olayını yapmakta fayda var. Bakalım ilk happy hour’umuz ne zaman olacak veya olacak mı?
Bu arada ofiste içkinin fazlası da ciddi zarar aşağıdaki videoya göz atmakta fayda var…
Bu yazının sonunda acaba bir alkolik gibi mi göründüm merak ettim?
İki hafta önce tatilde İskenderun’da yazlığımıza gittik, haliyle yazlık olayına gittiğimizde orada teknoloji nimeti interneti bulmak kolay olmuyor. Giderken hiç bir sorun yok, online check-in’i yaptırıp sıralara girmeden uçağa doğru kaçtık. Fakat dönüş yolunda internet olmadığı için online check-in nimetinden faydalanamadık.
İşin kötü yanı şu, iPhone var, mobil internet var ki yakın zamanda 3G ile şenleneceğiz ama havayolunun bir mobil internet sitesi olmadığı için online check-in yapamadık veya belki bir application vs de olsaydı yapabilirdik.
Bu işin bazı havayolları firmaları tarafından unutulduğunu görmek üzüyor insanı. Orada o check-in’i yapsaydım çok mutlu olurdum, ama o sırada beklerken bir o kadar da sinirlendim… İşin maliyet tarafını da oldukça pozitif etkileyecek bir uygulama. Lufthansa, Emirates vb firmalarında mobil uygulamaları bulunuyor. Internet’e paralel bir çok işlemi yapabiliyorsunuz. Bizimkilerde de görmek çok keyifli olacaktır.
Bununla ilgili emarketer‘da bir araştırma yapmış.
2010′a kadar bişeyler değişecek gibi görünüyor ama mobil üzerinden satış, check-in gibi uygulamaları göz ardı edip planlarına koymayan havayolu sayısı da gözardı edilecek boyutta değil.
Her neyse; bu tecrübeyi yaşadıktan sonra ideshot üzerinde THY’ye bir öneri yazdım akabinde Yüce Zerey anında cevap verdi. Eylül ayı civarında THY‘nin oldukça kapsamlı mobil site ve uygulamları çıkacakmış. Zaten konkura paralel bu şekilde bir geliştirmenin olması da oldukça muhtemeldi.
Helal olsun diyorum bununla beraber Pegasus, Atlas Jet, Onur Air, İz Air, SunExpress gibi firmalarında en kısa zamanda bu şekilde bir atılımı yapmalarını temenni ediyorum.
Bu işin bir çok faydası var. 3G geliyor orayı mecra olarak konumlandırdıktan sonra yapılan yatırımın kısa süre içerisinde geri döneceğine inanıyorum. Reklam’dan daha maliyetli satışa kadar bir çok fırsat sunan bir dünyadan bahsediyoruz.
Havayolları ve mobil kullanım üzerine emarketer‘daki araştırma bir kaç güzel data daha veriyor gözatmak için buraya tıklayabilirsiniz.
Düzeltme: Atlas Jet’in iphone’a uygun bir mobil sitesi Orçun’un dediği gibi varmış, yalnız sanırım biraz daha geliştirilmesi gerekiyor…
