Turkcell yeni bir mobil reklam servisi lansmanını daha yaptı. Servisin adı Tıkla Kazan… Şu anda Blackberry cihazlar üzerinde kullanılabiliyor.
Klasik Mobil Reklam kurgusunu içinde barındırıyor; “Reklamı izle aksiyona geç ve kntr/dk kazan.” Aramalar bittikten sonra tüm ekranı kaplayan bir reklam görseli çıkıyor. Farklı tuşlarla beraber interaksiyon devam ediyor.
Örnek olarak reklamı gördükten sonra XX tuşuna baktığınızda direk olarak markanın müşteri hizmetleri servisini arayabilir veya XX tuşuna bastığınızda markanın mobil internet sitesine yönlendirilebilirsiniz.
Blackberry cihaz kullananların çoğu kurumsal hatlar bu yüzden ne kadar efektif olur bilemiyorum… Sonuçta bu tarz servisler daha çok promosyon ihtiyacı yüksek olan segmentler üzerinde ürünleştiriliyor. Bu segmentler de genelde markaların ana hedeflerinde bulunmadıkları ve müşterilerin kaymaklı kesimi diye tabir ettiğimiz gruplara girmedikleri için reklam veren tarafında düşük ve etkisiz bir algı yaratabiliyor…
İşin diğer tarafında işe şu var; değerli ve profesyonel bir segmente hitap eden bir ürün olduğu için; kullanıcısın fazla olması durumunda reklam verenlerin de ilgi odağı olacaktır. Genele göre daha çok gelir getiren müşterileri kimse kaçırmak istemez…
Bu arada ismine de takıldım diyebilirim, tıkla kazan, tonla kazan, tuşla kazan derken Turkell Mobil Pazarlama ekibi bu servislerde “Kazan” kelimesini öne çıkarttı. Umarım doğru tercihtir. Tabii bekara karı boşamak kolay. Bana da isim bul deseler 3 hafta düşünüp e bari “Tıkla kazan” olsun diyebilirdim sanırım.
İyi veya kötü etkili veya etkisiz Turkcell Mobil Pazarlama ekibi oldukça verimli çalışıyor, yeni, farklı ürünler, içerik sponsorlukları, mobil display alanları derken takdir edilecek bir çaba sarfediyorlar…
THY‘nin tatlı konkur heyecanı devam ediyor… Özellikle web üzerinde ciddi bir kapışma var diyebiliriz. Sanırım web ile karşılaştırıldığında mobil konkur biraz daha sessiz ve derinden gidiyor.
Mobilera bu sessizliği bozma noktasında THY mobil konkur için bir mobil site hazırladı!

Neredeyse tüm Mobilera‘nın bir parçası olduğu bu mobil siteye telefonunuzun tarayıcısını açıp http://thymobilbrief.mobi adresini yazarak girebilirsiniz.
Mobil Site içerisinde üç ana başlık var Kalkış Bilgileri, Seyir Defteri ve de Kabin Ekibi. Onların altında ise bir de Kara Kutu var ki bu da de-brief zamanına kadar kapalı kalacak.
Kalkış Bilgileri kısmında brief’in nası çözüldüğü ve ilk akla gelenler paylaşılmış… “Seyir
Defteri“‘nde ise THY Mobil konkuru üzerinde Mobilera ekibinin aktiviteleri, yazılarını ve duygularını bulabilirsiniz
… “Kabin Ekibi” sayfasında da konkur üzerine çalışan ekibin sosyal ağ profillerini bulabilirsiniz.
Mobil konkura yakışır bir mobil site olduğunu düşünüyorum…
Sanırım daha farklı, daha deli, daha yaratıcı, daha global fikirleri önümüzdeki bir kaç günde sosyal ağlar üzerinde yakından izleriz.
Bu arada ofiste çalışırken task list’i ve mobil sitenin header kısmını cama cizmiştik, bu da arkadaki bulutlar sayesinde çok güzel bir içerik ve hatıra olarak elimizde kaldı bunu da paylaşmadan olmaz!
Herkese kolay gelsin…
Bir çok marka milyonlarca mecra da karşımıza çıkıyor, çok açık bir şekilde en çok sevdikleri alan da direk satışa döndürdükleri alanlar oluyor. Hali hazırda markalar medya planlarında dijitali mecra olarak kullanıyorlarsa mümkünse CPA olmadı CPC üzerinden tekliflere doğru kayıyorlar… E bunu yapmak kriz zamanının da olmazsa olmazı tabii ki… Medyacılarında işin bu tarafını sevmediklerini direk yaşayarak biliyorum.
İyi örneklerden bir tanesi sanırım Dell… 2007′den beri dijitale agresif bir önem veriyorlar. Twitter üzerinden yarattıkları ciro 3 milyon doları bulmuş, tebrik etmek gerek… @DellOutlet account‘unu kullanıp buradan yenilenmiş ürünlerin reklamını yapıyorlar. Bu kanalın belli ki ciddi bir faydası olmuş. $3 mio hiç de küçümsenecek bir rakam değil. Takipçilerin sayısı da gördüğünüz gibi gün be gün artıyor;

Bunlara paralel 600.000 twitter takipçisine de özel indirimli teklifler veriyorlar ki devamlı olarak takip unsuru yaratacak bir değer olsun.
Bu account üzerinde 200 Dell çalışanı devamlı olarak update veriyor. Bakalım Türk markaları ne kadar aktif kullanacaklar veya kullanıyorlar… Detayları Dell’den Stephanie Nelson‘dan alabilirsiniz.
Sanırım Türkiye’de en aktiflerden birisi Pegasus. Onlar da Twitter’ı mecra olarak kullanıyorlar ve umarım faydasını görmüşlerdir. Geçen Marketing Türkiye’de okuduğuma göre de gayet olumlu geri dönüşler alıyorlar.
Fazlasını görürüz umarım…
Twitter üzerinde para kazandırabilecek veya harcatacak servislerden bir tanesi de TwitPub. Eğer gerçekten premium tweet’ler yapıyorum diyorsanız ve bunları da kategorilere ayırabilirseniz bir şeyler kazanma imkanınız var. Veya faydalı içerikleri ayda $2-$3 verip takip ederim diyorsanız gene bu kapıya gelebilirsiniz.
TwitPub sistemine girdikten sonra gerekli olan koşullardan bir tanesi twitter hesabınızı gizli konumda tutuyorsunuz akabinde tweet’leriniz için bir fiyat belirliyorsunuz. Sizin hesabınıza abone olan kullanıcılar olursa bunların ücretinin %80′ini TwitPub size veriyor, iyi bir paylaşım oranı diyebiliriz. Yani $2.50‘lik bir subscription fee belirlerseniz her subscription’da $2.00‘ı size veriliyor.
Güzel de bir tanıtım videosu var, buyrun bakın;
Malumunuz application/widget’lara olan ilgili her geçen gün büyüyor bununla ilgili bir yazı yazsam vs şeklinde düşünüyordum, ofiste elime kalemi aldım tahtada bir şeyler çizeyim derken aklıma ne gelirse gelsin dikkat ettim ki tüm pozitif fikirler, iPhone, Android, Blackberry tarafında kalırken dünya devi Nokia ile ilgili pek pozitif bir şeyler yazamadım.
Gerçekten Nokia‘nın işi gitgide zorlaşıyor gibi. Karşısında ciddi rakipler var ki bu rakipler malesef pazarın ana rekabet silahlarını değiştirdiler, örnek vermek gerekirse 3 sene önce yeni bir telefon çıkarken dış görünüşü ve biraz da fonksiyonları oldukça yeterliyken şu anda kullanıcıların alacakları telefonlarda fonksiyonel özelliklerin sorgulanması ve de imaja uygunluk oldukça önemli bir duruma geldi.
Bunlara paralel bir yerde Android çıkıyor ve altında Google, Vodafone, Docomo, Samsung, LG, Sony Ericcson… destek veriyor. İşin application tarafından bakarsanız oldukça önemli bir silah, çünkü; LG, Samsung, Toshiba Android destekli cihazları birer birer çıkıyorlar e tabii ki şu halde Android uygulamalarının da çok geniş bir yelpazede kullanılacağından ve geniş bir pazar yaratacağından hiç şüphe yok. Kimse bu altyapıyı hayrına pazarlamayacak. En son NTT DOCOMO, Indonesia Indosat, Taiwan-Far EasTone Singapore-StarHub ve Truemove Android uygulama yarışması başlattılar ki bunlar Asya mobil dünyasının Barcelona’sı, Manchester United’ı diyebiliriz. Yani ciddi bir destek var. Benim gözümde geleceğin silahı Android‘dir diyebilirim.
Bir yandan iPhone’a bakıyorsunuz, oldukça güçlü bir marka algısı var ve ciddi bir kullanım yapısı bulunuyor. Kullanıcıların kullanım alışkanlıklarını değiştiriyor, oyun oynamayan oyun oynuyor, application indirmeyen onu indiriyor, mobil internet kullanmayan direk kullanıyor. Özellikle kişiye verdiği artı imaj desteği de cabası. iPhone kullanmak adeta “marka giyinmek” gibi bir şey…
Blackberry RIM dersek, business anlamında oldukça lider bir görüntüsü var keza gene imaj desteği olan bir telefon… Kısacası vazgeçilebilir veya değiştirilebilir bir pozisyonu olduğunu sanmıyorum.
Sonuç itibariyle bu 3 alt yapının genel görünüşü yeni rakebet unsurlarına kolay adapte olacak şekilde. Uygulama hazinelerini de kolay pazarlayabilecek bir yapıdalar, ve hepsinin kendilerine özel tekil vazgeçilmeyecek özellikleri var.
Tam bu noktada bir de dönüp Nokia baktığım zaman gerçekten hiç bir şey bulamıyorum. Hala rakamlarla beraber telefon modeli çıkarıyorlar, (8044, 3922,1001…) OVI çıktı ama bir kaç blogda çok verimli çalışmadığını okudum… Ki zaten Nokia’nın genel yapısı ve işletim sistemi de mobil interneti tabana koyup üzerinden uygulamalar çıkaracak gibi kokmuyor. Ki bu şu anda vazgeçilmeyecek ve rekabeti etkileyen ana unsur…
Mutlaka kısa zamanda farklı bir izlenim vereceklerdir diye bekliyorum. Bu teknoloji dünyasında kral pozisyonun gerçekten hiç sabit değil… Bkz. MySpace, Yahoo!, Nokia, Panasonic…
Comscore ve Admob birlikte iPhone ve iPod kullanıcıları üzerine bir araştırma yapmışlar. Comscore biliniyor ama Admob muhtemelen herkes tarafından bilinmiyordur. Admob’un ana misyonu mobil üzerinde bir affiliate programı ve blind network olarak reklam servisi yapmak. Tüm dünyada 8 milyar civarı impression söz konusu.
Özellikle iPhone uygulamaları üzerindeki reklamlar da oldukça kullanılıyorlar. Admob benzeri kimler var dersek, mKhoj, Buzzcity, Zestadz gibi firmalar mevcut. En güçlülüleri Admob olarak konumlandırılabilir sanırım.
Neyse; kullanıcı karşılaştırma sonuçlarına gelince oldukça güzel datalar var belirtmekte fayda var… Çok yakın bir zamanda bu mecra daha da aktif olarak kullanılacak ve internet medya bütçelerinden yavaş yavaş para koparmaya başlayacak gibi görünüyor.
* Ankete 3,848 iPod Touch kullanıcısı ile 3,454 iPhone kullanıcısı katılmış,
* iPhone kullanıcıları demografik özellikler açısından daha yaşlı bir kitle oluştururken, genellikle gelir seviyeleri daha yüksek görünüyor.
* iPhone kullanıcılarının %78’inin yıllık gelirleri en az 25,000$ iken, bu gelir düzeyine sahip iPod Touch kullanıcıları %66’lık bir dilimi simgeliyor,
* Her iki cihazı kullananların %70’den fazlası erkek kullanıcılardır. (Bu kadar fazla bir erkek oranı beklemiyordum.)
* Her 10 iPhone ve iPod Touch kullanıcısından 5’inin mobil interneti kullanma sıklığı, basılı gazete okuma sıklığından daha fazla. ( En önemli datalardan birisi bu. Keza bunu görünce dağıtım kanallarının iyice dijitale kaydığının farkına varıyoruz. )
* Her iki cihaz kullanıcılarının %40’ından fazlası internete mobil cihazlarından bağlanmayı bilgisayarlarından internete bağlanmaktan veya radyo dinlemekten daha fazla sıklıkta yaptıklarını dile getirdiler. Bununla ilgili grafik;
Şu halde görünüyor ki iPhone gibi kullanım alışkanlıklarını tamamen değiştirebilecek araçlarla beraber insanlara içeriğin gelişi ve dağıtım kanalları da ciddi şekilde değişiyor.
Bunun uzun veya kısa süreç içerisinde en çok reklam mecrasını etkileyeceğini düşünüyorum. Mobil İnternet mecrasından daha güzel haberler de gelecektir sanırım.
Bu arada Ece İnanç‘a araştırma özetini Türkçe’ye çevirdiği için teşekkür ederim.
Dün mobil internet sayfası olan veya mobile yatırım yapan içki firmaları üzerine ufak bir araştırma yapıyordum kimlerin mobil internet sitesi var ve neler oluyor şeklinde, bakınırken smirnoff.mobi internet sitesini gördüm, aslında daha önce de girmiştim keza bunun çıkışı 2008′in sonunu buluyor ama şimdi güzel bir hatırlatma oldu benim için.
İçki içen özellikle de daha premium içkileri içen kişiler ile cep telefonları tam anlamıyla aynı hayat setini yaşıyorlar. Açıklarsak; J&B, Smirnoff, Absolut müdavimi olan insanların sanıyorum kullandıkları telefonlar da olabildiğince yüksek teknoloji kullanan smart-phone kategorisine giriyordur, ve telefonları onların hayatlarında önemli bir unsur olarak görülebilir. O yüzden bu kanala olan erişimin mobil üzerinden de yapılması oldukça keyifli sonuçlar verebilir. Zaten Eğlence ve Mobil bir çok resimde birbirine çok entegre duran iki konu olarak kabul edilir…
Neyse; smirnoff.mobi üzerinde gerçekten güzel bir çalışma olmuş, giriş yaparken ülkenizi ve yaşınızı veriyorsunuz, akabinde ona uygun içeriği size gösteriyor. Giriş yaparken tek kusur listede ülkeniz yoksa ve other kategorisini seçerseniz, smirnoff.mobi size eyvallah’ı çekiyor ve kusura bakmayın gösterecek bir şey yok diyor…
Site içerisinde Pocket Bartender sayfasında kokteyl vb tarifler, Vokapedia votka ile ilgili bazı bilgiler, Nightlife guide‘da eğlence mekanları ile ilgili bilgiler veriyor. Ayrıca dikkatli içmek için ve ipin ucunu kaçırmamak için de bazı bilgiler veriyor ki bunlara da göz atmak ta fayda var…

Bu sektörde yapıtğınız yatırımın karşılığını alma ve ölçme lüksünüz var. Örnek olarak buraya giren insanlara bir 2D Mobil kupon gönderip akabinde bu insanların kiosklarda bu kuponları satın almaya çevirmesini sağlayabilirsiniz. Loyalty için oldukça verimli kurgular yapılabilir.
Bu arada Diageo firmasını da tebrik etmek gerek mobili ve markalarını bir çok projede birleştirmiş…
Umarım benzerlerini Türkiye için de görebiliriz… Detaylı Smirnoff.mobi projesinin anlatımını buradan izleyebilirsiniz.
Bugün haberlerde gördüm Vakıfbank taksi pos uygulaması çıkmış. Aslında çok da yeni bir haber değil. Bonus Trink uygulamları da taksilerde yavaş yavaş görülüyor ve pay pass sistemi ile beraber ödeme yapmak mümkün oluyor. Bildiğim kadarıyla Bonus 700 ile 1000 TL arasında bir ücreti taksicilere veriyor ücretsiz pay pass posunu yerleştiriyor aynı şekilde bir de giydirme ile taksiyi mecra haline getiriyor. Bence oldukça güzel bir model. Uzun süreçli bir uygulama olduğu için bu yapılan advanced payment da bir şekilde çıkarılır diye tahmin ediyorum.
Asıl mevzu bu servisin Vakıfbank‘taki gibi biraz daha multimedia kiosk şeklinde çalışmasıyla kazanılabilecekler. Baktığım kadarıyla bu pos sistemi üzerinde bazı bilgiler de verilecek döviz, haber vs… Bana göre fena olmayan bir mecra gibi geliyor, neden derseniz? İstanbul’da 20.000 taksi bulunuyor günde ortalama 35 ile 45 arası yolcu taşıyorlar dersek günlük 800.000 civarı kişiye ulaşmış oluyorlar. 2.5 gösterim yapacak dersek 2.000.000 civarı günlük impression’a ulaşıyor. Neden değerlendirilmesin?
Burada bir de şu var ki bu pos’lar üzerinden yapılacak interaktif uygulamalarda; ki bu iPhone’u nu şarj etmekten içerik indirmeye kadar devam edebilir, belirli bir transaction bedeli alınsa gene yepyeni taze bir mecra olur…
Ama tabii ki meşakkatli işler, bekara karı boşamak kolaydır derler bizimki de o hesap işte… Neyse Vakıfbank’ı tebrik etmek gerek gerçekten söyledikleri gibi ileriye dönük olabilecek bir servis umarım başarılı bir şekilde hedefledikleri 400 taksiye hemen ulaşırlar…
Teknolojinin faydalı mı zararlı mı olduğu sorusunu akıllara getirecek taze bir servis! Sobbe. Turkcell‘in lokasyon alt yapısını kullanan sobbe lokasyon datası üzerine kurulmuş bir sosyal ağ.
Servisin kayıt olması ve kullanması oldukça basit. 7015 kısa numarasına KAYIT yazıp atıyorsunuz akabinde bir kaç adım var ve de sistemin içerisindesiniz. Daha sonra yapmanız gereken çevrenizdeki insanları Sobbe ağına dahil etmek veya sistemin içerisinde olan arkadaşlarınızı kendi ağınıza eklemek.
Arkadaşlarımı nasıl eklerim? Diyelim ki arkadaşınızın kullanıcı adı (Buna rumuz demişler çok uyuz oldum!) Nightwalker. “Ekle Nightwalker” yazıp 7015‘e yolluyorsunuz. Arkadaşınız konfirme ediyor ve artık birbirinizin nerelerde olduğunu bir sms ile sorgulama noktasına geliyorsunuz. Yani; “Sobbe Nightwalker” yazıp göndermeniz yeterli…
Tabii bu servisin Türk aile örf ve geleneklerine ne kadar uygun olduğu bilinemez… Özellikle evlilik mecrasında ciddi bir el freni olarak konumlanabilecek bu ürünle birlikte aldatılma oranlarının azalması bununla beraber evlilik oranlarının da aynı şekilde düşmesi söz konusu mudur? Bilemem… Keza burası işin geyik tarafı…
Bu servislerin en önemli handikapı bilgi gizliliğini son raddede tutmak. Bir an birinin telefonunu 5dk. kaçırsam, servise eklesem her daim onu takip ederim diye düşünmedim değil çünkü herhangi birini kendi ağınıza ekleyip lokasyonunu sorguladığınızda o kişiye bilgi gitmiyor. Servis içerisinde bunlar için de bir kaç ayar bulunmakta. Bu arada bir bilgi de şu ki birinin cep telefonunu çaldınız diyelim akabinde kayıt ve arkadaş listesine eklemek için sobbe kesin bir süre vermiyor yani 5 dk yetmeyebilir. Günün herhangi bir saatinde konfirmasyon mesajı gelir ve çok pis yakalanırsınız.
Neyse güvenmediğiniz ya da takip etmek iyidir dediğiniz birileri varsa buyrun sobbeleyin…
Hep bir blogum olsunda şu Blyk ile ilgili iki çift kelam edeyim diye düşünmüştüm bari şimdi fırsat varken bir iki satır yazayım. Blyk MVNO alt yapısı ile kurulmuş bir sanal operatör diyebiliriz. Ve her MVNO’da olduğu gibi ses dışı servisler üzerinden hayatını geçirme hedeflerinin önemli bir yüzdesini oluşturuyor.
Servisin ana hedef kitlesi gençler, ve aynı anda markalar. Gençleri mecra olarak kullanıp markaların buraya ulaşmasını sağlıyorlar. Akabinde bu gençlere gördükleri, aldıkları reklam kadar ücretsiz dakika veriyor. Tüm altyapı bu sistem üzerine kurulu.
Bu servis ne kadar etkindir değildir bilmiyorum. Şimdiye kadar üye sayısı ile ilgili hiç kesin bir rakam açıklanmadı ama benim tahmin 400.000 civarında bir kitleden bahsediyoruz. Bu çok anlamsız da olabilir. Ama bir Turkcell, Vodafone TR veya Avea kadar abonesi yok o kesin.Ben yurt dışındayken hiç rast gelmesemde konuşan arkadaşlara da ser verip sır vermiyorlardı…
Neyse bu işlerin tanıtımı, üzerinde yazılan yazılar, bunlarla ilgili fikirler, tadından yenmez halde sunulur, çok keyiflidir, vizyoneldir vs vs… Ama hep merak ediyorum gerçekten karlı bir servis mi? Sanırım öyle ki Hollanda’dan sonra İngiltere’ye açıldılar. Bugün öğrendim şimdi de Hindistan’a geçiyorlarmış… Neden Hindistan? Çok cahilce bakarsam “popülasyon” derim. Çünkü bu servisin mecrası insanlar ve hatta gençler nerede fazla ise oraya girme noktasında olabilirler.
Blyk için Türkiye’de belki bir fırsat olabilir, ben nereye gitsem bismillah deyip “Turkey is the youngest country of Europe!, bildin mi adamım?” Tarzında konuşurum… Zaten fazla da bir numaramız yok…
Bence gelmez ama gelseydi şu bir gerçek ki Turkcell ile tatlı bir rekabet olurdu… belkide işbirliği…
En nihayetinde bu işlerin kapasitesi o ülkenin reklam bütçesi kadar! En önemli konu budur… O bütçenin’de %1′i kadar size geleceğini tahmin etmek gerekir ortalama… Malum mobil yeni iş ve payı az…
Neyse ne sevdiğimi anlatabildim ne sevmediğimi ama bu servisleri takip etmenin faydası var keza yakında MVNO’lar damlamaya başlayacak…